Aracınızın Bu 5 Şeyin Değişimine İhtiyacı Olabilir!
Bir aracın sorunsuz çalışıyor olması, tüm bakım parçalarının ve sıvılarının hâlâ iyi durumda olduğu anlamına gelmez. Bazı parçalar zamanla yıpranırken herhangi bir belirti vermeyebilir. Sorun ortaya çıktığında ise küçük bir bakım ihtiyacı, çok daha pahalı bir onarıma dönüşebilir.
Özellikle şanzıman yağı, antifriz, fren hidroliği, akü ve triger kayışı düzenli olarak kontrol edilmesi gereken önemli kalemlerdir.
1. Şanzıman Yağı
Şanzıman yağı, özellikle otomatik şanzımanlarda yalnızca yağlama görevini yerine getirmez. Aynı zamanda hidrolik basıncın oluşturulmasına, vites geçişlerinin gerçekleşmesine, kavramaların çalışmasına ve şanzımanın soğutulmasına yardımcı olur.
Kilometre arttıkça ve şanzıman yüksek sıcaklıklara maruz kaldıkça yağın özellikleri zamanla bozulabilir. İçerisinde metal parçacıkları, kavrama malzemeleri ve diğer kirleticiler birikebilir.
Şanzıman yağının kontrol veya değişim zamanının geldiğini gösterebilecek belirtiler şunlardır:
-
Vites geçişlerinde sertlik
-
Vites geçişlerinde gecikme
-
D veya R konumuna geçerken bekleme
-
Hızlanırken motor devrinin yükselmesine rağmen aracın yeterince hızlanmaması
-
Vites değişimlerinde silkeleme
-
Şanzımandan gelen anormal sesler
-
Yanık yağ kokusu
-
Şanzımanın aşırı ısınması
-
Şanzıman arıza lambasının yanması
-
Şanzımanla ilgili OBD arıza kodlarının oluşması
Ancak şanzıman yağının değişim aralığı her araç için aynı değildir. Geleneksel otomatik şanzıman, CVT ve çift kavramalı şanzımanlarda farklı yağlar ve farklı servis prosedürleri kullanılabilir.
Bu nedenle yalnızca yağın rengine bakarak karar vermek doğru değildir. Aracın üreticisinin belirlediği yağ spesifikasyonu ve bakım aralığı dikkate alınmalıdır.
Ayrıca şanzıman zaten ciddi şekilde kaydırıyorsa, sadece yağ değiştirmenin sorunu çözeceği düşünülmemelidir. Aşınmış kavrama balataları, valf gövdesi, solenoidler, hidrolik basınç problemleri veya iç mekanik aşınmalar varsa daha kapsamlı bir onarım gerekebilir.
2. Antifriz ve Motor Soğutma Sıvısı
Antifriz olarak da bilinen motor soğutma sıvısı, motorun hem aşırı soğumasını hem de aşırı ısınmasını önlemeye yardımcı olur.
Bunun yanında soğutma sistemindeki metal parçaları korozyona karşı koruyan katkılar da içerir. Ancak bu katkılar zaman içerisinde özelliklerini kaybedebilir.
Eski veya yanlış özellikteki soğutma sıvısı, soğutma sisteminde korozyon, tortu ve çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Soğutma sıvısının kontrol edilmesi gerektiğini gösterebilecek durumlar:
-
Sıvının renginin veya görünümünün belirgin şekilde değişmesi
-
Genleşme kabında tortu oluşması
-
Sürekli antifriz eksilmesi
-
Motor sıcaklığının normalden yüksek seyretmesi
-
Motorun hararet yapması
-
Soğutma sistemi parçalarında korozyon
-
Kalorifer performansının düşmesi
-
Soğutma sıvısı kaçağı
-
Motor bölmesinde belirgin antifriz kokusu
Burada önemli bir nokta vardır: Antifriz seviyesinin normal olması, antifrizin mutlaka iyi durumda olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca antifriz seçiminde yalnızca renge bakılmamalıdır. Kırmızı, pembe, mavi, yeşil veya sarı renk tek başına sıvının hangi araçta kullanılabileceğini göstermez.
Üreticinin istediği soğutma sıvısı teknolojisi ve spesifikasyonu kontrol edilmelidir. Uyumsuz antifrizlerin karıştırılması soğutma sisteminde tortu ve korozyon korumasının azalması gibi sorunlara yol açabilir.
3. Fren Hidroliği
Fren hidroliği, aracın güvenliği açısından en önemli sıvılardan biridir. Fren pedalına bastığınızda oluşan hidrolik basıncın fren kaliperlerine veya tekerlek silindirlerine iletilmesini sağlar.
Özellikle glikol bazlı fren hidroliği zaman içerisinde havadaki nemi emebilir. Nem oranı yükseldikçe fren hidroliğinin kaynama noktası düşebilir.
Bu durum özellikle uzun inişlerde, yüksek hızlarda veya arka arkaya yapılan sert frenlemelerde önem kazanır. Fren sistemi çok ısındığında eski ve nemlenmiş fren hidroliği performans kaybına daha yatkın hale gelebilir.
Fren hidroliğinin değişim zamanı geldiğinde şu durumlar görülebilir:
-
Üreticinin belirlediği kullanım süresinin dolması
-
Hidroliğin kirlenmesi
-
Aşırı nemlenme
-
Fren sisteminde onarım yapılması
-
Fren pedalında anormal his
-
Fren sisteminde hidrolik kaçak veya başka bir problem bulunması
Fren hidroliği değişimi, motor yağı değişimi kadar sık yapılmaz. Ancak bu durum ihmal edilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Ayrıca DOT 3, DOT 4, DOT 5 ve DOT 5.1 gibi farklı fren hidroliği türleri bulunmaktadır. Her araçta istenilen ürün aynı değildir. Aracın üreticisinin belirttiği fren hidroliği kullanılmalıdır.
Fren hidroliği seviyesi düşükse sadece üzerine sıvı eklemek de doğru yaklaşım olmayabilir. Düşük seviye; balataların aşınması veya sistemde kaçak bulunması gibi başka bir problemin işareti olabilir.
4. Akü
Akü, motorun çalıştırılması sırasında marş motoruna gerekli elektrik enerjisini sağlar. Aynı zamanda araç çalışmadığı sırada bazı elektrik sistemlerinin enerji ihtiyacını karşılar.
Akülerin performansı zamanla azalır. En önemli sorunlardan biri ise akünün tamamen bozulmadan önce kapasitesini yavaş yavaş kaybetmesidir.
Bu nedenle araç aylar boyunca normal çalışabilir ve bir sabah marşa basıldığında motor zor dönebilir veya hiç çalışmayabilir.
Akünün zayıfladığını gösterebilecek belirtiler:
-
Marş motorunun yavaş dönmesi
-
Marşa basıldığında tık sesi gelmesi
-
Motorun zor çalışması
-
İlk çalıştırma sırasında farların belirgin şekilde zayıflaması
-
Elektrikli sistemlerde anormal davranışlar
-
Start-stop sisteminin devre dışı kalması
-
Akü veya şarj sistemi uyarısının görülmesi
-
Aracın sık sık takviye ile çalıştırılması
Ancak her akü probleminin nedeni doğrudan akü değildir.
Alternatörün yeterince şarj etmemesi, kutup başlarının oksitlenmesi, kötü şase bağlantısı, elektrik kaçağı veya tesisat problemi de akünün sürekli boşalmasına neden olabilir.
Bu nedenle yeni akü takmadan önce akünün yanı sıra şarj sistemi ve araçtaki olası kaçaklar da kontrol edilmelidir.
Modern araçlarda standart akülerin yanı sıra EFB ve AGM gibi farklı akü teknolojileri de kullanılmaktadır. Start-stop özellikli bazı araçlarda yanlış akü tipinin kullanılması çeşitli elektriksel sorunlara yol açabilir.
5. Triger Kayışı
Triger kayışı, motorun en kritik parçalarından biridir. Krank mili ile eksantrik mili arasındaki senkronizasyonu sağlar. Böylece motor supaplarının doğru zamanda açılıp kapanması mümkün olur.
Bazı motorlarda triger kayışı su pompası gibi başka parçaları da çalıştırabilir.
Triger kayışının en önemli özelliği ise her zaman belirgin bir arıza belirtisi vermemesidir.
Kayışın dışarıdan normal görünmesi, iç yapısının da sağlam olduğu anlamına gelmez. Zaman, sıcaklık, kilometre, yağla temas ve çalışma koşulları kayışın yapısını zaman içerisinde zayıflatabilir.
Eğer triger kayışı motor çalışırken koparsa krank mili ile eksantrik mili arasındaki senkronizasyon kaybolur. Özellikle girişim tipi motorlarda pistonların supaplara çarpması ciddi motor hasarına neden olabilir.
Triger kayışında görülebilecek bazı belirtiler şunlardır:
-
Kayış üzerinde çatlaklar
-
Kenarlarda aşınma veya parçalanma
-
Kayışta yağlanma
-
Anormal motor sesleri
-
Zor çalışma
-
Tekleme
-
Motor performansında düşüş
Fakat burada çok önemli bir nokta vardır:
Triger kayışının değişmesi için mutlaka belirti vermesi gerekmez.
Üretici tarafından belirlenen kilometre ve yıl aralığına ulaşılmışsa kayışın değiştirilmesi gerekir.
Örneğin araç çok az kilometre yapmış olsa bile triger kayışı uzun yıllardır kullanılıyorsa yaş nedeniyle değişim zamanı gelmiş olabilir.
Triger kayışı değiştirilirken motorun tasarımına bağlı olarak gergi rulmanı, avare rulmanlar ve su pompası gibi ilgili parçaların da kontrol edilmesi veya birlikte değiştirilmesi tercih edilebilir.
Bu Parçalar Neden Sürekli Gözden Kaçıyor?
Araç sahipleri genellikle motor yağı, yağ filtresi ve hava filtresi gibi düzenli bakımlara daha fazla dikkat eder. Ancak bazı önemli parçalar daha uzun aralıklarla değiştirildiği için unutulabilir.
Şanzıman yağı bozulabilir, antifriz koruma özelliklerini kaybedebilir, fren hidroliği nemlenebilir, akünün kapasitesi azalabilir ve triger kayışı yaşlanabilir.
Üstelik bunların bazıları araç normal çalışırken bile sorun çıkaracak seviyeye gelmiş olabilir.
Bu nedenle yalnızca “Araba çalışıyor, demek ki sorun yok.” yaklaşımı doğru değildir.
Sadece Görünüşe Bakarak Değişim Kararı Vermeyin
Her eski görünen parça mutlaka değiştirilmek zorunda değildir. Aynı şekilde her arıza belirtisi de doğrudan ilgili parçanın bozuk olduğu anlamına gelmez.
Doğru bakım kararı verilirken;
-
Aracın yaşı
-
Kilometresi
-
Üreticinin bakım programı
-
Kullanım şartları
-
Önceki bakım geçmişi
-
Kullanılan sıvının spesifikasyonu
-
Parçanın mevcut durumu
-
Test ve arıza teşhis sonuçları
birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin aracın geç çalışması doğrudan akünün arızalı olduğu anlamına gelmez. Benzer şekilde şanzımanın sert vites değiştirmesi de her zaman şanzıman yağından kaynaklanmaz.
Bakım, Büyük Masraflardan Daha Ucuz Olabilir
Düzenli bakımın amacı yalnızca aracın bugün çalışmasını sağlamak değildir. Aynı zamanda daha büyük ve pahalı arızaların oluşma ihtimalini azaltmaktır.
Zamanında değiştirilen fren hidroliği, soğutma sıvısı veya şanzıman yağı ileride oluşabilecek sorunların önlenmesine yardımcı olabilir. Daha da önemlisi, zamanında değiştirilen bir triger kayışı motorun çok daha pahalı bir hasar görmesini önleyebilir.
Bu nedenle aracınızın bakım geçmişini kontrol ederken sadece motor yağı değişimlerine bakmayın.
Şanzıman yağı, antifriz, fren hidroliği, akü ve triger kayışının ne zaman değiştirildiğini de kontrol edin.
Özellikle ikinci el bir araç satın aldıysanız ve önceki bakım geçmişi kesin olarak bilinmiyorsa, bu beş kalemin durumunu baştan değerlendirmek uzun vadede sizi beklenmedik masraflardan koruyabilir.